All we know is that we don`t know what is gonna be

Merak etmeyi bıraksalardı, her şeyi anlatırdım. Now that you know me, you should follow me. Looking for something?

İşim yok.Madem konuşamıyoruz,madem gittin bende sana bir mektup yazayim dedim.Çok gün çok saat ve bilmem kaç dakika oldu.Yokluk soktun aramıza.Koma halide görülmedi değil.Senin yokluğunun üstüne çok sular içtim,sertlik oranı düşük olanlarından.İnanamayacaksın ama küfür de ettim.Kafamdan geçenleri kurcaladım.Kredi kartımı yatırmakta geciktim.Kitaplara dokundum bol bol.Az yemek vardı.Bol bol da sigara.Uyudum desem yalan olur.Çok dua ettim.Sonra ses olmayınca,ağız değmeyince,ve oh’ layan koku toklukları başlamayınca yine,küstüm bende.Adımı da değiştirdim.Küstüm otuyum artık ben.
İnsanlara gülümsemeyi de ihmal etmedim.Sonra bir baktım gülümsememin muhattabı başka.Çok sustum.Bozuldum.E kırıldım da.Bir film vardı.İzledim anlatamadım.Olsun.Anlatamadıklarımı sen anla artık.Sonra yine kendime kaldım.Boynuna diktim gözlerimi.Özledim insanım bende dimi!
Çok içtim.Ağız dolusu küfür ettim.En başta kendime,sonra sana,en son da ruhunun yarısını alanlara.Saçlarımı kestirdim buarada.Yoksa senin ellerin içinde,salına salına vakıf olmayacaksa aşk’a,ihtiyacım yok onlara.
İçimden geldi valla bak,başka hiçbir gereksinimim yok,kalktım sana mektup yazdım.Sadece yazdım.
Ruhumun bir sürü düğümü olduğunu farkettim bide.Ellerinin kıvraklığı sorguladım bir süre.Vazgeçtim.Aklımı da yitirdim o an.Çok korktum gelmeyen cevaplardan.Çok sustum.Ben anlatamadım kendimi ama seni anladım.Huysuz bir kız çoçuğuna benzettim kendimi sonra.Yemeğimi yedim.Ağladım.Bir daha yedim.Gözlerimi diktim gözlerine ağlarken ve zorla ağzımda büyüyen lokmaları bitirmeye çalışırken.Tamam bak yedim.Kızma,banyomuda yapıcam,beni vitamin diyerek kandırdığın ilaçlarıda alıcam,öğlen uykusuna da yatıcam.Sen kal,bak söz uyuyacağım ve bir daha uyanmayacağım…

Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın yüreğini paralayan ve sırrını kimseye anlatmadan birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbürüne çevirme cesaretini bile yok eden şeydi… Şeker Portakalı / JOSE MOURA DE VASCONCELOS